Bazen tanıdığımız bir insan öyle bir değişime giriyor ki artık onu tanımaz hale geliyorsun. Karşında canlı duran kişinin tanıdığın o kişi olmadığından eminsin. Böylesi bir durumda fikren tanış olduğun kişi vefat etmiş oluyor.
Böylesi zamanlarda geçmişin hatrına yeni kişi ile aynı samimiyeti korumak gerekir mi? Ben gerekmez diye düşünüyorum. Değişen bir şeyler var. Ne o aynı kişi, ne de ben. Yaşandı, bitti. Güzel anıları hatırla, gerisini unut.
Çoğu insana zor gelir ama bana gelmiyor. Duygusal bağlamda bakmıyorum olaylara. Fıtratımdan kaynaklı. Özel bir çabam yok.
Bu yüzden yıllar süren arkadaşlıklarım yok. Hatta şimdiki zamanda arkadaşım da yok.
Son zamanlarda bir şey keşfettim. Kendimle arkadaşlık kurabiliyorum. Kendi kendime sohbet edebiliyorum. Psikolojik bir soruna işaret ya da tetikleyici bir durum olabilir. Bilmiyorum. Ama hoşuma gidiyor. Kimseye ihtiyaç duymadan tek başına olan varlığın inanılmaz bir rahatlığı var.
Yeni şeyler öğreniyorum. Kendimi geliştiriyorum. Kendime soru sorup, cevabın peşinden gidiyorum. Sonra kendime yanıt veriyorum. Bazen anılarımı anlatıyorum kendime. Çıkarımlar yapıyorum. Geleceğe dair planlar kurup, sonra bunları eleştiriyorum. Karşımda görmek istediğim insanı oynuyorum.
Yok, yok. Henüz delirmedim. Aklımı sağlam tutmak zorundayım. Benim bir ailem var. Çok güçlü. Bu gücü muhafaza etmek için aralarındaki en güçlü kişi ben olmalıyım.
Yazmak iyi geliyor.
Selametle.
Comments are closed.